Sel Zararlarında “Mücbir Sebep” Savunması Ne Kadar Geçerli?
Yaşananlar
AKOM ve İçişleri Bakanlığı verilerine göre İstanbul'un yıllık ortalama yağışının neredeyse üçte biri 24 saat içinde düştü. Beykoz'da metrekareye 270 kilogramın üzerinde yağış ölçülürken, Sarıyer'de 208,1, Eyüpsultan'da 202,8 kg/m² yağış kaydedildi. İBB, bu yağışın kentte son 84 yılın en yoğun yağışlarından biri olduğunu ve kısa sürede düşen miktarın ekim ayı ortalamasının dört katına ulaştığını açıkladı. Sel nedeniyle mahsur kalan 759 kişi kurtarıldı, iki kişi hayatını kaybetti.
Önümüzdeki dönemde açılacak tazminat dosyalarında sıkça duyulacak savunma belli: "Doğal afetti, mücbir sebep var, kimsenin kusuru yok."
Mücbir Sebep Nedir?
Mücbir sebep; dışarıdan gelen, öngörülemeyen ve alınabilecek her türlü önleme rağmen önlenemeyen olaydır. Mücbir sebebin varlığı, zarar ile sorumlu tutulan kişi arasındaki illiyet bağını keser ve tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırır. Ancak bu savunmanın kabul edilmesi kolay değildir.
İspat Yükü, Mücbir Sebep İddia Edendedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, mücbir sebebi ileri süren tarafın bunu ispatla yükümlü olduğunu açıkça belirtmiştir (2013/3415 E., 2013/19571 K.). Yalnızca "sel oldu" demek yeterli değildir.
Aynı Yağış, Farklı Sonuçlar
Çorlu'daki bir sel olayında antrepo işletmecisi sorumlu tutulmamıştır. Dosyada Meteoroloji ve AFAD'ın olayın olağanüstü niteliğini gösteren raporları bulunuyordu ve antreponun bakımında herhangi bir eksiklik tespit edilmemişti (Yargıtay 11. HD 2024/564 E., 2024/6490 K.).
Antalya'da ise yaklaşık on yılda bir görülebilecek yoğunluktaki bir yağışta idareler sorumluluktan kurtulamamıştır. Danıştay, altyapının yetersizliği nedeniyle zararın yarısını idarelere yüklemiştir (8. D. 2021/6139 E., 2024/2200 K.).
Danıştay 8. Dairesi 2025 yılında bu konuda önemli bir ilke kararı vermiştir. Ankara'da kapalı otoparkta selden zarar gören araç dosyasında ilk derece mahkemesi, yağışı doğal afet sayarak davayı reddetmişti. Danıştay ise her afetin illiyet bağını otomatik olarak kesmeyeceğini, idarenin hizmetlerini gereği gibi yürütmemesinin afet sırasında zararı doğurabileceğini veya artırabileceğini belirterek kararı bozmuştur. Danıştay'a göre afet, illiyet bağını kesmediği durumlarda tazminattan indirim sebebi olarak dikkate alınmalıdır. Kararda ayrıca bu tür dosyalarda bilirkişi heyetinde meteoroloji mühendisi bulunması gerektiği vurgulanmıştır (Danıştay 8. D. 2023/3754 E., 2025/3751 K.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da benzer bir yaklaşımla, aşırı yağışın zararın asıl etkeni olduğu bir dosyada idarenin sorumluluğunu kaldırmamış, ancak tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine hükmetmiştir (HGK 2024/4-146 E., 2025/581 K.).
Bununla birlikte mücbir sebep savunması her zaman reddedilmemektedir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi, 29.12.2016 tarihli Adana selini; valilik kararları, kamu borçlarının ertelenmesi ve meteorolojik veriler ışığında mücbir sebep olarak kabul etmiş ve gerekli önlemleri almış bir işyeri sahibini sorumlu tutmamıştır (Adana BAM 3. HD 2022/2229 E., 2024/1836 K.).
Tüm bu kararlarda belirleyici olan aynı sorudur: Yağış gerçekten olağanüstü müydü, yoksa altyapı makul ölçüdeki bir yağışı dahi kaldıramayacak durumda mıydı?
Önceden Yapılan Uyarıların Etkisi
Bu selde uyarı meselesi ilginç bir görünüm sunuyor. AKOM'un 13 Ekim tarihli uyarısında bazı ilçelerde metrekareye 40 ila 70 kilogram yağış beklendiği bildirilmişti. Gerçekleşen yağış ise bazı ilçelerde bu tahminin üç ila dört katına ulaştı. Bu durum dosyalarda iki yönlü tartışılacaktır. İdareler, yağışın uyarılan miktarın çok üzerinde gerçekleştiğini ve bu nedenle öngörülemez olduğunu savunacaktır. Zarar görenler ise kuvvetli yağış uyarısına rağmen ızgaraların önceden temizlenmemesi veya alt geçitlerin zamanında trafiğe kapatılmaması gibi somut eksikliklere dayanacaktır. Öte yandan uyarılara rağmen aracını dere yatağında bırakan veya bodrumdaki eşyasını tahliye etmeyen kişinin de müterafik kusuru nedeniyle tazminatında indirim yapılabilir.
Daha önce sel yaşanmış bir yerde zarar görenin de dikkatli olması beklenir. Danıştay 10. Dairesi, aynı bölgede daha önce ölümlü sel felaketleri yaşandığını gözeterek DSİ'yi %70, hayatını kaybeden kişiyi ise %30 oranında kusurlu bulmuştur (Danıştay 10. D. 2022/1185 E., 2024/1034 K.).
Bu nedenle dosyaların çoğunda sonuç "tam sorumluluk" ya da "hiç sorumluluk yok" şeklinde olmayacaktır. Mahkemeler, olağanüstü yağışın etkisini ve tarafların kusurlarını birlikte değerlendirerek tazminatı paylaştırabilir (TBK m. 51-52).
Sigorta Şirketlerinin Durumu Farklıdır
Poliçenizde sel teminatı bulunuyorsa, sigorta şirketi mücbir sebep gerekçesiyle ödemeden kaçınamaz. Çünkü sigortalanan risk zaten selin kendisidir.
Yağış Çoğu Zaman Yalnızca Tetikleyicidir
Elektrik kaçağı, bakımsız ağaçların devrilmesi veya istinat duvarlarının çökmesi gibi olaylarda yağış genellikle tek başına belirleyici değildir. Bu dosyalarda sorulacak soru "ne kadar yağış düştü" değil, "bu risk önceden giderilebilir miydi" olacaktır.
Bu Konudaki Diğer Yazılarımız
- Selde Hasar Gören Araçlar: Zararınızı Kimden ve Nasıl Talep Edebilirsiniz?
- Su Baskınında Konut ve İşyeri Zararları: DASK Kapsamı Dışında Kalan Hasarlar
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut durumunuza ilişkin sorularınız için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.
blog.disclaimer.title
blog.disclaimer.content legal.disclaimer


