Türk Vatandaşlığından Çıkan Akademisyen İşten Çıkarılabilir mi?
Son dönemde, doğumla Türk vatandaşı olup sonradan izinle vatandaşlıktan ayrılan ve "Mavi Kart" sahibi olan akademisyenlerin vakıf yükseköğretim kurumlarındaki istihdam statüsü, uygulamada tereddütlere konu olmaya başlamıştır. Yükseköğretim Kurulu’nun kurumlara gönderdiği raporlamalarda bu kişilerin "yabancı uyruklu öğretim elemanı" olarak sınıflandırılması; bazı üniversitelerde, yıllardır görev yapan öğretim üyelerinin sözleşmelerinin vatandaşlık durumu gerekçe gösterilerek feshedilmesine kadar varan sonuçlar doğurmuştur. İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 29.09.2026 tarihli yürütmenin durdurulması kararı, bu tartışmaya ilişkin önemli bir yargısal değerlendirme ortaya koymuştur.
Mavi Kart Statüsü Ne Sağlar?
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca; doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izni almak suretiyle vatandaşlıktan ayrılanlar ve üçüncü dereceye kadar altsoyları, maddede sayılan sınırlı istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam eder. İstisnalar; seçme ve seçilme hakkı, askerlik yükümlülüğü ve bir kadroya dayalı, kamu hukuku rejimine tabi asli ve sürekli kamu görevleridir. Madde, bu kapsamdaki kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarında dahi işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabileceğini açıkça düzenler. Nitekim 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca Mavi Kart sahipleri, Türkiye’de çalışma izni almaksızın çalışabilir; çalışma hakları kanunla saklı tutulmuştur.
Uyuşmazlık Nasıl Doğuyor?
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 34. maddesi, yabancı uyruklu öğretim elemanlarının sözleşmeyle görevlendirilmesine ilişkin usulü düzenlemekte; maddenin 2025 yılında yeniden düzenlenen üçüncü fıkrası, yabancı uyruklu öğretim elemanı sayısına ilişkin bir sınır ile sözleşme vizesi, uzatma ve sona erdirme işlemlerinin Yükseköğretim Kurulu’nca yapılacağı usulünü öngörmektedir. Uygulamadaki tereddüt, Mavi Kart sahibi akademisyenlerin bu rejime tabi olup olmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır: Mavi Kartlı bir öğretim üyesi, çalışma hakkı bakımından Türk vatandaşıyla eşit konumda mıdır; yoksa "yabancı uyruklu öğretim elemanı" usulüne mi tabidir?
Mahkemenin Değerlendirmesi
İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 29.09.2026 tarihli kararına konu olayda; bir vakıf üniversitesinde yirmi yılı aşkın süredir görev yapan, 2000 yılında İçişleri Bakanlığı izniyle Türk vatandaşlığından ayrılmış Mavi Kart sahibi bir profesörün iş/hizmet sözleşmesi, Türk vatandaşlığından çıkmış olması gerekçe gösterilerek feshedilmiştir. Mahkeme, yürütmenin durdurulması istemini incelerken özetle şu tespitlere yer vermiştir:
Mavi Kart sahiplerinin yabancı uyruklu statüde sayıldığına dair açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Çıkma izniyle vatandaşlıktan ayrılan ve adına Mavi Kart düzenlenen kişilerin statüsü, yabancı statüdeki öğretim görevlisi olarak değerlendirilemez.
5901 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca bu kişiler kamu kurum ve kuruluşlarında dahi işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilir; ilgili öğretim üyesi de bugüne kadar Mavi Kart sahibi olarak mevzuata uygun biçimde çalışmıştır.
Mahkeme bu gerekçelerle; vatandaşlıktan çıkma olgusuna dayanan fesih işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, uyuşmazlığın Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkına ilişkin olması ve ilgilinin ekonomik geleceği ile akademik kariyerinin sarsılacak olması karşısında telafisi güç zararların doğacağı sonucuna vararak, teminat aranmaksızın yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
Kararın Önemi
Karar, iki yönüyle dikkat çekmektedir. Birincisi; Mavi Kart statüsünün çalışma hakkı bakımından sağladığı eşitliğin, yükseköğretim alanında da geçerli olduğunun ve vatandaşlık durumundaki değişikliğin tek başına fesih sebebi yapılamayacağının yargı kararıyla tespit edilmiş olmasıdır. İkincisi; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin, görevlerine son verilmesine ilişkin işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açabileceği ve koşulları varsa yürütmenin durdurulması korumasından yararlanabileceği yönündeki yerleşik içtihat çizgisinin bir kez daha teyit edilmesidir.
Belirtmek gerekir ki yürütmenin durdurulması kararı, davanın esası hakkında verilmiş nihai bir hüküm değildir; işlemin uygulanmasını yargılama süresince durduran bir koruma tedbiridir ve karara karşı bölge idare mahkemesi nezdinde itiraz yolu açıktır. Bununla birlikte idare, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca kararın gereklerini gecikmeksizin, en geç otuz gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür; itiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz.
Sonuç
Mavi Kart sahibi akademisyenler yönünden tablo nettir: vatandaşlıktan çıkma, kanunun açıkça tanıdığı çalışma hakkını ortadan kaldırmaz ve tek başına bir "hukuki imkânsızlık" yaratmaz. Benzer durumla karşılaşan öğretim elemanlarının; fesih bildirimlerini, dayanak gösterilen yazışmaları ve sürecin kronolojisini titizlikle muhafaza etmeleri ve dava açma sürelerini kaçırmamak için vakit geçirmeksizin hukuki destek almaları önem taşımaktadır.
İşbu bilgi notu genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklar, kendi koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
blog.disclaimer.title
blog.disclaimer.content legal.disclaimer


