İklim Kanunu Dosyası
Hazırlanan bu Rapor, İklim Kanunu'yla birlikte geleceği öngörülen emisyon ticaret sistemini ("ETS"), piyasalarını, bu sistemin anahtarı olan tahsisat kavramını, piyasaların sağlıklı işleyişi için oluşturulan mekanizmaları ve idari yaptırımları açıklamaktadır.
A. İKLİM KANUNU NE GETİRECEK?
1. İklim Kanunu, yasalaşma sürecinde hangi aşamada?
2. İklim Kanunu teklifi, neleri içeriyor?
B. İKLİM KANUNU TEKLİFİ'NE GÖRE EMİSYON TİCARET SİSTEMİ
1. Türkiye'de kurulması öngörülen ETS'nin kurgusu nasıl?
2. Türkiye neden ETS'ye ihtiyaç duydu?
3. ETS kimlere, ne gibi sorumluluklar verecek?
4. ETS kapsamında sadece karbondioksit mi var?
5. ETS'nin uygulama takvimi nasıl olacak?
6. ETS'nin kilit kavramı "tahsisat" nedir?
7. Tahsisatların kime, ne kadar ve nasıl dağıtılacak?
8. Tahsisatı eksik kalan, bir diğer ifadeyle tahsisattan fazla salınım yapan işletmeler ne yapabilir?
9. Salınan emisyon nasıl tespit edilecek?
10. ETS'nin kurallarına uymamanın yaptırımı nedir?
A. İKLİM KANUNU NE GETİRECEK?
Türkiye, İklim Kanunu'nu yürürlüğe koymaya hazırlanıyor ve bu düzenlemeyle şirketlere yeni yükümlülükler ve içerisinde olacakları bir piyasa geliyor. Kanun'un yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de de artık sera gazlarının parasal karşılığı ve piyasası olacak.
1. İklim Kanunu, yasalaşma sürecinde hangi aşamada?
İklim Kanunu Teklifi Şubat 2025'te meclise sunuldu. Teklif, TBMM Çevre Komisyonu tarafından 2 değişiklikle kabul edildi. Bu yazının hazırlandığı tarihlerde Teklifin TBMM Genel Kurulu'nda her an görüşüleceği belirtiliyor. Mecliste kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı onayına sunulacak, sonra Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek.
2. İklim Kanunu teklifi, neleri içeriyor?
İklim Kanunu teklifi, esas itibarıyla, karbon fiyatlandırmasını ve bir karbon fiyatlandırma aracı olarak emisyon ticaret sistemini ve bu sistemin piyasalarını getiriyor ve düzenliyor. Bunun için temel kavramlar tanımlıyor ve bu piyasaların sağlıklı işlemesini sağlayacak mekanizmaları oluşturuyor.
B. İKLİM KANUNU TEKLİFİ'NE GÖRE EMİSYON TİCARET SİSTEMİ
ETS, bir tür karbon fiyatlandırma yöntemidir. Karbon fiyatlandırma yöntemleri karbona değer atfederek, daha az emisyona teşvik eden, böylece emisyonları azaltan bir politikadır. İki tür temel karbon fiyatlandırma yöntemi bulunmaktadır. Bunlar ETS ve karbon vergisidir. Kanun Teklifi'nde veya mevcut herhangi bir düzenlemeye göre Türkiye'de henüz karbon vergisi bulunmuyor. ETS için ise Türkiye, AB'de olduğu gibi emisyon üst sınırı belirlemeye ve ticaretine dayanan bir sistemi, İklim Kanunu ile kurmayı hedefliyor. Bu sistemde kirlilik izni olarak düşünülebilecek tahsisatlar ile Devlet belirlemiş olduğu bir seviyeye kadar kirletme hakkını işletmelere paylaştıracak.
1. Türkiye'de kurulması öngörülen ETS'nin kurgusu nasıl?
Türkiye'de kurulacak ETS sisteminin şu şekilde çalışması öngörülmektedir:
Kanun kapsamında yer alacak sektörlerdeki işletmeler, öncelikle Devlet'ten sera gazı emisyon izni alacaktır. Bu izni alan işletmelere, Devlet tarafından yıllık belirli bir kota belirlenecek ve bu kota uyarınca tahsisat dağıtılacaktır. Tahsisat, bu sistemin temel kavramıdır ve işletmeye verilen belirli bir süre geçerli, bir ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazı emisyon hakkını ifade etmektedir. Tahsisat dağıtımı, ETS'nin geldiği nokta veya piyasaların durumuna göre izlenecek politikalarla ücretsiz, ihale usulü veya karma şekilde gerçekleştirilecektir. İşletmeler her yıl sonunda, atmosfere salmış oldukları sera gazlarına ilişkin bir rapor hazırlayacak ve bu raporları doğrulayıcı kuruluşa doğrulatarak Devlete teslim edecektir. İşletmeler bu doğrulanmış raporu esas alarak, emisyon miktarını karşılayacak kadar tahsisatı da belirlenen süreden önce yetkili İdareye teslim edecektir. İşletme, yıl sonunda sahipliğindeki tahsisattan daha az emisyon salımı gerçekleştirdiyse kalan tahsisatlarını diğer işletmelere satabilecektir. Aynı doğrultuda bir işletme, elindeki tahsisattan daha fazla emisyon salımı gerçekleştirdiyse, diğer işletmelerden tahsisat satın alabilecek ve Devlete yıl içinde salmış oldukları emisyonları karşılığında gerekli tahsisatı teslim edebilecektir. Yeterli tahsisatı idareye teslim edemeyen işletmeye idari yaptırım uygulanacaktır.
İşletmeleri tahsisat almaya veya satmaya iten sebep, emisyon azaltımının o işletme bakımından oluşturacağı maliyettir. Eğer emisyon azaltmanın maliyeti, o işletme için tahsisat satın almaktan daha ucuza geliyorsa, işletme emisyon azaltımını tercih ederek fazla tahsisatlarını satabilir. Aksi durumda ise işletme, emisyon azaltım maliyeti yerine; azaltım yapmış ve tahsisatı fazla olan bir işletmeden, tahsisat satın alarak yükümlülüklerine uymaya çalışır.
Bu sistem AB'de "Cap and Trade" (Sınırla ve Ticaretini Yap) olarak isimlendirilmektedir. Bu piyasada bir dönem veya belirli bir süre için üst sınır belirlenmektedir. Bu üst sınır kararı politik bir karardır. Bu üst sınıra uymayan işletmeler tahsisat satın almak veya idari para cezası ödemek zorundadır. Dönem veya belirli zaman geçtikten sonra işletmelere dağıtılan tahsisatlarda azaltıma gidilerek işletmeler emisyonlarını düşürmeye zorlanmaktadır. AB-ETS'de üst sınırın 2020 yılına kadar, 2013'ten itibaren azaltılarak 2005 yılına göre %21 daha aşağıda olması, 2030 yılına kadar ise 2005 yılına göre %43 daha aşağıda olması planlanmıştır. ETS Direktifi'nde 2009'da yapılan değişikliğe göre her yıl dağıtılacak tahsisat miktarı 2020 yılına kadar ortalama %1,74 oranında, 2018 yılında yapılan değişikliğe göre ise 2021 yılı itibariyle yıllık %2,2 oranında azaltılacaktır. Azaltımla birlikte tahsisatların piyasa değerinin korunması ve işletmelerin emisyon azaltmak yerine tahsisat satın alma yolunu tercih etme eğiliminin engellenmesi hedeflenmektedir.
ETS'de sera gazlarını izlemek, raporlamak ve doğrulamak, sistemin doğru ve verimli çalışmasında kilittir. İşletmelerin, Devlete sunacağı raporlarla ne kadar emisyona sebep olduğu ve bunun miktarının tahsisat sınırları içerisinde olup olmadığı belirlenmektedir. Bu raporlar, doğrulayıcı kuruluşlar tarafından doğrulanmalıdır.
2. Türkiye neden ETS'ye ihtiyaç duydu?
AB, 2005 yılından beridir kendi emisyon ticaret sistemini uyguluyor, sistem gereği karbon, işletmeler arasında fiyatlandırılıyor ancak AB ülkelerine ithal edilen ürünler için herhangi bir karbon fiyatlandırma mekanizması bulunmuyordu. AB yeşil dönüşümü ve emisyon azaltımını kendi dışındaki bölgelere de yaymak niyetiyle, diğer ülkelerden gelen ürünler için de bir karbon fiyatlama mekanizması kurguladı. Sınırda karbon düzenleme mekanizması ("SKDM") denilen sistemin amacı budur.
SKDM, AB sınırları içerisinde üretilen belli ürün grupları için ETS'ye bağlı olarak yansıyan karbon maliyetlerine eşdeğer bir maliyetin, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlere de aynı şekilde uygulanması esasına dayanmaktadır. Türkiye için en büyük ticari ortak olan AB'de SKDM'nin uygulanmasıyla birlikte, üçüncü ülkelerde ödenen karbon maliyetleri ölçüsünde ithalatçıya karbon maliyetinde indirim sağlanacaktır. Türkiye, ETS aracılığıyla doğrudan karbon fiyatlandırmayla AB'ye ödenmesi gereken karbon maliyetinin kendisinde kalmasını hedeflemektedir. Bir diğer ifadeyle AB'ye ürün ihraç eden işletmeler, AB'de oluşacak bir ton karbondioksit fiyatı karşılığında, ülkemizde bir karbon fiyatı ödememiş ise, AB fiyatının tamamını ödemek durumunda kalacak; eğer ülkemizde ödediği bir karbon fiyatı var ise, AB fiyatı ile ödediği fiyat arasındaki farkı ödeyecek, böylelikle karbon için ödediği para ülke içinde kalacaktır.
3. Kimler ETS içerisinde yer alacak?
ETS kapsamında yer alacak işletmeler Kanun Teklifi'nde belirtilmemiştir. Ancak ETS kapsamında yer alacak işletmelerin, Kanun teklifinden önce yürürlüğe girmiş ve izleme, raporlama ve doğrulama ("İRD") sistemini getiren "Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" kapsamındaki işletmeler olacağı öngörülmektedir.[1] Nitekim bu Yönetmelik, AB-ETS ile uyumludur. Yönetmelik, fosil yakıt kullanımı, petrol ürünlerinin rafine edilmesi, demir ve çelik, demirli ve demir dışı metal üretimi, birincil alüminyum üretimi, çimento, kâğıt üretimi, kimya sanayi ve asit üretimi gibi kilit sektörlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını kapsamaktadır. Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık %50'sinden sorumlu olan ve bu alanlarda faaliyet gösteren 700'ü aşkın tesisin, Yönetmelik kapsamında izleme planlarını sunduğu ve 2015'ten bu yana izlendiği belirtilmektedir. Türkiye, kuracağı ETS'nin mevcut İRD sistemini temel alacağını ve sanayi ve enerji sektöründe başlıca azaltım araçlarından biri olacağını beyan etmiştir.[2]
Bununla birlikte Türkiye'de ETS'nin yürürlüğe girecek olmasının temel nedeninin AB'de yürürlüğe girmesi öngörülen SKDM düzenlemeleri olduğu düşünüldüğünde, SKDM kapsamında olacak sektörlerin mutlak şekilde Kanun düzenlemelerinin muhatabı olacağı söylenebilir. SKDM, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsamaktadır. SKDM'ye tabi ürünler ve ilgili ürünlerle ilişkili sera gazları mevzuat metninin "Ek I (Annex I)" başlıklı ekinde listelenmektedir. Ürünlerin tanımlanmasında gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP/CN) kodları esas alınmıştır.[3] Öte yandan, AB içindeki üretime yönelik ETS daha geniş bir sektörel kapsama sahiptir ve kapsamın yeni kullanıcı, sektör ve ürünleri içerecek şekilde genişletilmesi ve en geç 2030 yılına kadar AB ETS'si içindeki tüm sektörleri içermesi konuları da söz konusu analizler (özellikle karbon kaçağı riskleri) dikkate alınarak karara bağlanması beklenmektedir. AB-ETS kapsamına alınan faaliyet ve sektörlere Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 2003/87/EC sayılı Direktifi'nin EK-1 bölümünden erişim sağlanabilmektedir.[4]
Sonuç olarak ETS kapsamında olacak sektörlerin AB-ETS ile uyumlu olması ve bu bakımdan Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik kapsamındaki sektörler olacağı, ancak belki, pilot uygulamada SKDM kapsamındaki sektörlerin ETS'de yer alabileceği söylenebilir. İdarenin yapacağı düzenlemelerle durum netlik kazanacaktır.
4. ETS kapsamında sadece karbondioksit mi var?
ETS'nin kapsamında sera gazları var. Bunun büyük bir kısmını karbondioksit kapsadığı için genellikle yalnızca karbondioksitten bahsediliyor ve Kanun Teklifi'nde de kavramları tanımlarken karbondioksit kullanılıyor. Ancak sera gazları, miktarları ya da küresel ısınma potansiyelleri metrik ölçümle hesaplanarak karbondioksit eşdeğerleri bulunuyor. Karbon piyasalarında alınıp satılabilecek tahsisat da bir ton karbondioksit eşdeğeri sera gazını ifade ediyor. Dolayısıyla piyasanın kullanımındaki değer, karbondioksit üzerinden hesaplanacak, ancak diğer sera gazları da bu sisteme dahil ve karbondioksit karşılıklarıyla anlam bulacaklar.
Sera gazlarının ne olduğu ise Kanun Teklifi'nde, Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelikte olduğu gibi tanımlanıyor. Buna göre sera gazı, "kızıl ötesi radyasyon emen ve yeniden salan, hem tabii ve hem de beşeri kaynaklı olabilen karbondioksit, metan, diazatoksit ve hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar, kükürt hekzaflorür gazlarının ve gaz benzeri diğer atmosfer bileşenlerini" ifade ediyor.[5] Dolayısıyla Kanun Teklifi kapsamında bu gazları da içeren bir sistem kurgulanıyor ancak dediğimiz gibi piyasa karbondioksit üzerinden işlemlerini yürütecek.
5. ETS'nin uygulama takvimi nasıl olacak?
İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından 3 yıl içinde ETS kapsamında yer alacak işletmelerin sera gazı emisyon izni almaları gerekiyor. Ancak 3 yıllık süre içerisinde işletmelerin; ETS kapsamında faaliyetlerine devam edebilmeleri için, bir kereye mahsus olmak üzere sera gazı emisyon izinlerinin olduğu kabul edilecek.
ETS tamamen uygulanmaya başlamadan evvel bir pilot dönem olacak. Pilot uygulama döneminin kapsamı, süresi ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını Karbon Piyasası Kurulu belirleyecek. Kanun Teklifiyle kurulması öngörülen Karbon Piyasası Kurulu, Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulacak ve pilot dönemle ilgili düzenlemesi beklenecek.
6. ETS'nin kilit kavramı "tahsisat" nedir?
Karbon varlıkları, karbon ödenekleri (allowances) ve karbon kredileri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karbon ödenekleri ETS'de alınıp satılırken; karbon kredileri ise denkleştirmede kullanılmaktadır.
Karbon ödenekleri, Devletin işletmecilere vermiş olduğu, ticarete konu olabilen 1 ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazı yayma iznidir. Başka bir ifadeyle emisyon yayma hakkıdır. AB-ETS karbon ödeneği için allowances terimini kullanmaktadır. ETS Direktifi'nin 3. maddesinin (a) bendinde allowances kavramı "Direktifin gerekliliklerini karşılamak üzere geçerli, Direktif hükümlerine göre devredilebilen, belirli süreliğine bir ton karbondioksit eşdeğeri emisyon izni" şeklinde tanımlanmıştır. [6]
Türkiye'de karbon ödenekleri tahsisat, olarak isimlendirilmektedir. Kanun Teklifine göre tahsisat, misli nitelikte, devredilebilen, kaydi olarak ihraç edilen ve belirli bir süre boyunca bir ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazı emisyon hakkını ifade etmektedir. ETS kapsamına dahil olan işletmelerin doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon değerine karşılık gelecek şekilde yıllık tahsisat tesliminde bulunması zorunludur. Bu zorunluluk, emisyonları düşürerek işletmelerin elinde tahsisat kalması ve bunu devretmesini veya tahsisatının eksik kalması halinde tahsisat satın almasına veya karbon kredileri gibi yöntemlere başvurmasını gerektirmektedir.
Tahsisat, alınıp satılabilir nitelikte olmasıyla birlikte Kanun'un getirdiği düzenlemelere ve varoluş amacına tabidir. Bu nedenle mutlak mülkiyet anlayışıyla düşünülebilecek bir malvarlıksal değer söz konusu değildir. Bu nedenle tahsisatın kolluk yönüyle bir idari izin olduğu düşünülmektedir.[7]
7. Tahsisatlar kime, ne kadar ve nasıl dağıtılacak?
Devletler, dağıtılacak tahsisatların oranını belirlerken emisyon azaltımı konusunda verdiği taahhütleri dikkate alacaktır. Bu bakımdan Türkiye için, Paris Anlaşması kapsamında her 5 yılda bir BM Genel Sekreterliğine sunduğu Ulusal Katkı Beyanları göz önünde bulundurulacaktır. Türkiye öncelikle açıklamış olduğu %41'lik azaltım taahhüdü doğrultusunda, emisyon azaltım hedefi hazırlayacaktır. Beyan edilen sera gazı azaltım hedefine uygun ve hedefi mümkün hale getirir olacak şekilde, ETS kapsamındaki sektörlere bir üst sınır belirlenecek ve o sektörde faaliyet gösteren işletmelere belirlenen üst sınıra uygun olarak tahsisatlar dağıtılacaktır. Dağıtım yapılan tahsisat sayısı, her yıl veya aşamada kademeli olarak azaltılarak tahsisatlar değerli bir hale getirilecektir.
Belirlenen hedefe göre ve bu hedefe ulaşabilmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ulusal tahsisat planları yapacak ve bu planlar Resmî Gazete'de yayımlanacaktır. Bakanlık, ETS piyasasında ücretsiz tahsisatların dağılımına karar verecek ve birincil piyasada satışa sunulacak tahsisat miktarını belirleyecektir. Tahsisat süreçlerini ise İklim Değişikliği Başkanlığı yürütecektir.
Kanun Teklifi aşamasında, hangi sektörlere ne kadar ve ne oranda tahsisat dağıtılacağı veya bunun nasıl yapılacağı net olarak bilinmemektedir. Kanun Teklifi'ne göre ve AB uygulamalarına göre bilinen şu ki; ETS'de, tahsisat dağıtımı temelde ihale ve ücretsiz tahsisat olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilecektir. Ücretsiz dağıtım, sektörlerin ETS'ye geçişini kolaylaştırmak, yatırımların karbon fiyatlandırması olmayan ülkelere kaçmasını önlemek amacıyla yapılmaktadır. İhale yönteminde belirli periyodlarda ihale edilen tahsisatlar en yüksek fiyatı veren alıcılarca alınmaktayken; ücretsiz tahsisat, tarihsel emisyon verileri veya kıyaslama ölçütleri nispetinde tesislere verilebilmektedir. ETS'nin ilk kez uygulandığı ülkelerde tahsisatlar genellikle ücretsiz dağıtılırken, ilerleyen aşamalarda ihaleyle veya karma olarak dağıtım yapılmaktadır. Yapılacak dağıtım ve tahsisatların edinimine göre Kanun Teklifi'nde iki tür piyasa düzenlenmektedir: Birincil ve İkincil Piyasa.
Bu piyasaların işletilmesi, ayrıntısıyla tahsisatların ihracı, elde bulundurulması, transferi, iptali, itfası işlemlerinin yürütülmesi amacıyla işlem kayıt sisteminin kurulması, kaydi tahsisatları ve bunlara bağlı hakların elektronik ortamda hak sahipleri bazında kayden izlenmesi ve saklanmasını, piyasa işletmecisi olarak Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) yürütecektir.
Birincil piyasalarda, tahsisatların piyasa katılımcılarına ihale yöntemiyle dağıtımı yapılacaktır. ETS piyasasında işlem görecek tahsisatlara ilişkin iş ve işlemler 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmayacaktır. İhale süreçlerinin uzunluğu veya ihale süreçlerinin iptali gibi ihale mevzuatı prosedürlerinin uygulanması (yasaklılık durumu, geçici ve kesin teminatlar, teklif zarflarının usule uygun hazırlanması ve diğer işlemler gibi) dinamik bir yapıya sahip olan tahsisat fiyatlarının ve ETS piyasası işlemlerinin etkilenmesine neden olacağından bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Uygulamasının nasıl olacağını ise beklemek gerekmektedir.
İkincil piyasalarda ise tahsisatların ücretsiz dağıtımı ve birincil piyasada satışı yapılmış tahsisatların ticareti yapılacaktır.
8. Tahsisatı eksik kalan, bir diğer ifadeyle tahsisattan fazla salınım yapan işletmeler ne yapabilir?
Elinde mevcut tahsisatı aşan salınım yapan işletmelerin, ikincil piyasalardan tahsisat alması veya gönüllü karbon piyasalarından karbon kredisi yoluna başvurması gerekiyor.
Yıllık sera gazı emisyon değerlerine karşılık gelen tahsisatlar teslim etme yükümlülüğü bulunan ETS kapsamındaki işletmeler, denkleştirme adı verilen yöntemle, yükümlülüklerinin bir kısmını, azaltım projelerinden temin edilen karbon kredileriyle gerçekleştirebilecektir. Tabi projelerde ne kadar azaltım sağlandığı ve karşılığı karbonun hesaplanması için usuller olacaktır. Buna ilişkin ulusal bir karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi İklim Değişikliği Başkanlığınca belirlenecektir. Sera gazı emisyonlarının azaltım veya giderim faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edilen kredinin belirlenmesi bağımsız kuruluşlarca yapılacaktır. Bu faaliyetlerin bağımsız kuruluşlar tarafından geçerli kılınması, doğrulanması ve standart kuruluşu tarafından belgelendirilmesi gerekmektedir. Bunun sonucunda elde edilen ve bir ton karbondioksite denk düşen karbon kredisi ortaya çıkmaktadır.
Denkleştirme yoluyla işletmelerin yükümlülüklerinden kurtulması sınırsız değil. Nitekim teklif edilen Kanunun amacının, işletmelerin sera gazı emisyonunu azaltmak olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle denkleştirmenin ne kadar yapılabileceğinin sınırları belirlenmelidir. ETS kapsamında hangi oranda denkleştirme işlemlerinin kullanılabileceğine Bakanlık karar verecek ve bu denkleştirme faaliyetlerini İklim Değişikliği Başkanlığı düzenleyecektir.
9. Salınan emisyon nasıl tespit edilecek?
Türkiye, AB'nin ETS faaliyetlerindeki ilerlemelerinin ardından, gelecekteki kendi karbon fiyatlandırma politikalarına yönelik altyapıyı oluşturabilmek amacıyla izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi geliştirmiştir. Buna ilişkin ilk yönetmelik olan "Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" 2012'de yayınlanmış ve 2014'te revize edilmiştir. Bu yönetmelikte düzenlenen izleme ve raporlama ile doğrulama faaliyetlerinin esaslarını düzenlemek üzere tebliğler yayınlanmıştır. Bunlar, "Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ" ve "Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonu Tebliği"dir.
ETS kapsamına dahil olan işletmelerin doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon değerine karşılık gelecek şekilde yıllık tahsisat tesliminde bulunması gerekmektedir. Sürecin işleyişi için işletmelerin, sera gazı emisyon izni almasının ardından emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması gerekmektedir. Bu İRD sürecini, İklim Değişikliği Başkanlığı yönetecektir.
Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik kapsamındaki işletmelerden (bunlar muhtemelen aşamalı şekilde ETS kapsamında olacaktır), öncelikle bir izleme planı oluşturması beklenmektedir. İzleme planı, veri toplama ve veri işleme faaliyetlerinin ve bunların doğruluk kontrol sistemi de dahil olmak üzere izleme metodolojisinin detaylı, eksiksiz ve şeffaf olarak belgelendirilmesidir. İşletme, izleme planını sera gazı emisyonlarının ilk izlenmeye başladığı tarihten en az 6 ay önce, onaylanmak üzere Bakanlığa göndermek zorundadır. İzleme planının geçerlilik süresi Bakanlıkça, İRD mevzuatı kapsamında belirlenecektir.
İRD mevzuatı kapsamındaki işletmeler, her yıl 30 Nisan'a kadar bir önceki yılın 1 Ocak – 31 Aralık tarihleri arasında, Bakanlıkça onaylanan izleme planına göre izlenen sera gazı emisyonlarını Bakanlığa raporlamak zorundadır. Sera gazı emisyonlarının raporlanmasında, Yönetmeliğin EK-3 kısmında belirtilen ilkeler dikkate alınacaktır.
İşletmeler, sera gazı emisyon raporlarını Bakanlığa göndermeden önce doğrulatmak zorundadır. Sera gazı emisyonlarının doğrulanması işlemi, doğrulayıcı kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Doğrulayıcı kuruluşun amacı raporun önemli yanlışlar içermediğini ve "makul bir güvene sahip olduğunu" doğrulamaktır. Doğrulayıcı kuruluş olmak, belirli koşulları sağlayarak akredite olmayı gerektirmektedir. Doğrulayıcı kuruluş, doğrulama faaliyetlerini Yönetmeliğin EK-4 kısmında ve "Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonu Tebliği"nde belirtilen ilkeler çerçevesinde kamu yararı gözeterek, işletmeciden ve Bakanlıktan bağımsız olarak icra edecektir. Bu kuruluşların sera gazı emisyon raporunu doğrulaması ve bunun Bakanlığa gönderilmesiyle süreç tamamlanmakta, yıllık tahsisat teslim süreci başlamaktadır.
10. ETS'nin kurallarına uymamanın yaptırımı nedir?
Kanun Teklifi, sera gazı emisyonlarının takibine ilişkin yasaklara ve sınırlamalara aykırılık hallerinde; ozon tabakasını incelten maddelerle florlu sera gazlarına ilişkin usul ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı kullanımlarda; ETS'nin gerekliliklerinin yerine getirilmemesi hallerinde idari yaptırım uygulayacaktır. Bu yasaklardan özellikle ETS ile ilgili olarak uygulanacak yaptırımlar şu şekildedir:
(a) Doğrulanmış Raporun Sunulmaması: ETS'de işletmeler, yıl sonlarında, geçmiş yıla ait emisyon raporu hazırlayacak ve bu raporu doğrulayıcı kuruluşa doğrulatmak zorundadır. Doğrulanmış sera gazı emisyonu raporunu süresi içerisinde sunmayanlara, 500.000 Türk lirasından 5.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilecektir. (Bu ceza, ETS kapsamında olmayan, ancak İRD mevzuatı kapsamında raporlama yapması gereken işletmeler için de geçerlidir.) ETS kapsamında olan işletmelere, bu cezaların iki katı uygulanacaktır.
İdari para cezasıyla birlikte doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun zamanında sunulmaması durumunda, işletmelerin işlem kayıt sistemindeki hesaplarda yer alan tahsisatlar için, teslim yükümlülüğünün ifası dışında işlem yapması engellenir. Bir diğer ifadeyle bu işletmelerin tahsisat satışı yapmasının önüne geçilir ve transfer yasağı gelir. Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun sunulmasıyla birlikte hesaplardaki engel kaldırılır. Raporun sunulması ile hesaplardaki engelin kaldırılması, idari para cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez.
(b) Sera Gazı Emisyon İzni Alınmadan Faaliyet Gösterilmesi: ETS kapsamına dahil olan işletmelerden sera gazı emisyon izni almadan faaliyet gösteren veya süresi biten veya iptal edilen sera gazı emisyon izni ile faaliyetlerine devam edenlerden;
1) Doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon raporu bulunan işletmelere, Başkanlığa son beş yıl içerisinde sunulan en yüksek emisyon değerine sahip raporda yer alan her bir ton karbondioksit eşdeğeri emisyon miktarı başına 5 Türk lirası,
2) Doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon raporu bulunmayan işletmelere ise 1.000.000 Türk lirasından 10.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. Doğrulanmış sera gazı emisyon raporu bulunmayan işletmelere uygulanacak cezalarda sektör ve kapasite olarak doğrulanmış sera gazı emisyon raporu bulunan eşdeğer işletmelere göre değerlendirme yapılması esastır.
(c) Aşırı Emisyon Cezası: ETS'de işletmeler, doğrulanmış rapordaki emisyon miktarı karşılığında, tahsisatları belirli süre içerisinde idareye teslim etmek zorundadır.
ETS'ye ilişkin süresi içerisinde yükümlü olunan miktarda tahsisat tesliminde bulunmayanlara, teslim edilmeyen her bir tahsisat için doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun ait olduğu yılın son 3 ayına ait birincil piyasa ağırlıklı ortalama tahsisat fiyatı ile son 3 ayına ait ikincil piyasa ağırlıklı ortalama tahsisat fiyatının yüksek olanının 2 katı karşılığına denk gelecek şekilde idari para cezası uygulanacaktır. Bu Kanun kapsamında her bir fiil için uygulanacak idari para cezası miktarının 50.000.000 Türk lirasını geçemeyeceği unutulmamalıdır.
(d) Sera Gazı Emisyon İzni İptali: ETS kapsamındaki tahsisatlarını teslim etme yükümlülüklerini, her yıl için en az %80'ini süresi içerisinde 3 yıl üst üste yerine getirmeyen işletmelerin sera gazı emisyon izni iptal edilmektedir ve yeni sera gazı emisyon izni 3 aydan 6 aya kadar verilmeyecektir. Bu tür bir ceza alan işletmenin bir nevi faaliyetleri duracaktır ve Kanun Teklifi'ndeki en ağır yaptırım olarak görülebilir.
- [1] 17.05.2014 tarihli ve 29003 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik'e buradan erişim sağlanabilmektedir:
- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=19678&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- [2] Türkiye Cumhuriyeti Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı, s. 5-6
- https://www.iklim.gov.tr/db/turkce/haberler/files/T%C3%BCrkiye%20Cumhuriyeti%20G%C3%BCncellenmi%C5%9F%20Birinci%20Ulusal%20Katk%C4%B1%20Beyan%C4%B1(1).pdf
- [3] Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını Tesis Eden 10 Mayıs 2023 tarihli ve (AB) 2023/956 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü'nün T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı tarafından gayri resmi tercümesi yapılan metne buradan erişebilirsiniz:
- https://ab.gov.tr/siteimages/resimler/HCDB_32023R0956_TR_Temiz_Nihai2.pdf
- [4] Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 2003/87/EC sayılı Direktifi'ne, (Directive 2003/87/EC of the European Parliament and of the Council of 13 October 2003 establishing a system for greenhouse gas emission allowance trading within the Union and amending Council Directive 96/61/EC) buradan erişim sağlanabilmektedir:
- https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02003L0087-20230605
- [5] Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik'in EK-2 kısmında sera gazı emisyonları olarak Kanun Teklifi'nde belirtilen gazlar belirtilmiş, bununla birlikte "gaz benzeri diğer atmosfer bileşenleri" tanıma eklenmiştir.
- [6] Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 2003/87/EC sayılı Direktifi'ne, (Directive 2003/87/EC of the European Parliament and of the Council of 13 October 2003 establishing a system for greenhouse gas emission allowance trading within the Union and amending Council Directive 96/61/EC) buradan erişim sağlanabilmektedir:
- https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02003L0087-20230605
- [7] Ali Haydar Yüksel, "İdare Hukuku Çerçevesinde Sürdürülebilir Çevrenin Sağlanmasında Ekonomik Bir Araç: Emisyon Ticaret Sistemi" Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, 2023, s. 150-158